SINIF İKLİMİ

Brophy sınıf yönetimini öğretimi destekleyen ve öğrenci başarısını artıran öğrenme ortamı yaratma ve yapılandırma olarak tanımlamaktadır. Sınıf iklimi temel olarak öğretmen ve öğrenciler ile öğrencilerin birbiri arasındaki ilişkilerden oluşmaktadır. Sınıf içindeki ilişkiler pozitif olduğunda öğrenciler okulu sevmekte ve daha başarılı olmaktadırlar. Pek çok öğretmen bunu bildikleri için öğrencilerle olumlu bağlar kurmak için çaba sarf etmektedir. Ancak bu sanıldığı kadar kolay değildir. Okula geldiklerinde öğrencilerin yetişkinlerle olumlu ilişki deneyimi azdır.  Çocukların yetişkinlerden korkarlar, ebeveynleri dışında fazla yetişkin tanımazlar. Bu yüzden hem onları tanımak hem de kendimizi tanıtmak için özel çaba sarf etmek gerekir. Öğrencilerle sıcak, şefkatli ve sağlam bir ilişki geliştirmek kolay değildir. Bunun için bazı statejiler önerilebilir.

 

Öğrencilerle Uygun İlişkiler Geliştirmek İçin Stratejiler

Model Olmak

Modellik güçlü bir stratejidir. Öğrencilerimizin bizim olumlu ve olumsuz tüm davranışlarımızı model alma eğiliminde olduklarının farkında olmalıyız. Bu nedenle eğer öğrencilerimizin kibar olmasını istiyorsak öncelikle biz kibar olmalıyız. Bize güvenmelerini istiyorsak bizde onlara güvenmeliyiz. Çocukların yapmasını istediğimiz şeyi önce biz yapmalıyız.  Ve onlarda görmek istemediklerimizi yapmaktan kaçınmalıyız. Masamızın üzeri hep dağınıksa ya da derse geç geliyorsak omların düzenli olmasını derse zamanında gelmesini bekleyemeyiz.

Model olmak sadece istenilen davranışın gösterilmesi ile sınırlı bir durum değildir. Sesli düşünme model olma sürecinde iyi bir stratejidir. Neden belli bir davranışı gösterdiğimizi ve düşünme basamaklarımızı söze dökerek öğrencilerin model alma sürecini destekleyebiliriz.

 

Arkadaşça ama Uygun İlişki Kurma

Uygun ilişki geliştirmede iki temel yoldan söz edilebilir. Bunlar bir birey olarak bizi tanımalarını sağlama ve onların duygularına açık olmaktır.

  1. A) Birey olarak bizi tanımalarını sağlama

Öncelikle öğrencilerimize nedenli açık olacağımıza karar vermemiz gerekir. Temel olarak öğrenci öğretmen ilişkilerinde üç düzey açıklıktan söz edilebilir.

Tam açıklık: Öğretmen kendi değer ve kişisel ilgilerini geniş bir çercevede paylaşır

Okulla ilişkili açıklık: öğretmen okulla ilgili duygularını paylaşır. Okul dışındaki hayattan söz etmez.

Rolle sınırlı ilişki: Öğretmen kişisel duygularını paylaşmaz sadece öğretimsel görevlerini yerine getirir.

Hemen her öğretmen özellikle de mesleğe yeni başlayan öğretmenler öğrencilerine ne kadar açık olmaları gerektiğine karar vermede güçlük yaşarlar. Şüphesiz bunda kişinin kendi özellikleriyle ilgili bir durumdur. Öğretmenler okudukları kitaplar, ilgileri vb. paylaşarak onlara birey olarak kendilerini tanıma fırsatı verebilir. Öte yandan okul dışındaki hayatı tamamen sınıfa taşımak öğretmen öğrenci arasındaki sınırların aşılmasına neden olabilir. Eğitsel sakıncası olmamak koşuluyla hangi filmi izlediğimizi soylemek, filimde bizi etkileyenleri paylaşmak uygunken filmi hangi sinemada kiminle izlediğimizi paylaşmak gereksiz olabilir.  Temel olarak rolümüz öğretmen olarak sabit kalmalıdır. Biz öğrencilerin ne arkadaşı ne de ebeveyniyiz. Bu rollerin herhangi birine bürünmek pek çok soruna davetiye çıkarabilir.

B)Öğrencilerin ilgi ve duygularına açık olmak.

Öğrencilerin negatif algı ve duygularını kabul etmeyi bilmek, gereksiz yere tepki göstermemek gerekir. Örneğin öğrenci “Bana yeterli fırsat vermiyorsunuz” “Benimle yeterince ilgilenmediniz” gibi olumsuz bir algısını ifade ediyorsa öğrenciye yanlış anladığını ispatlamaya çalışmak bir işe yaramayacaktır. Öğrencinizi anladığınızı ifade etmek daha yapıcı bir tutum olabilir. Soğukkanlılıkla “Haklı olabilirsin.” demek hatta böyle düşünmesine neden olan olayları somutça ifade etmesi için cesaretlendirmek yerinde olabilir. Şüphesiz bizim davranış ve niyetlerimiz kadar öğrencilerin onu nasıl algıladığı önemlidir. Bu dönütleri olgunlukla karşılamak ve üzerinde düşünmek gerekir. Öğrencimiz bize başka bir gereksinimini ifade ediyor da olabilir.

 

Sistematik olarak ilişki yapılandırma

Öğrencilerimizle ilişkilerimizi yapılandırmak için sistematik bazı adımlar atabiliriz. Bu konuda atılabilecek temel adımlar aşağıda sıralanmıştır.

  1. Bağlantı kurun: Öğrencilerle ilgili kişisel özellikleri not alın. Ve bunları ifade edin. Orneğin öğrenciye “Mavi renk giysileri sevdiğini fark ettim” ya da “Futbolla ilgili olduğunun farkındayım” gibi ifadelerde bulunabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken bu ifadeye herhangi bir yorum ya da yargı ( bu harika vb.) eklememektir. Ayrıca öğrenciyi cevap verme durumunda da hissettirmemek gerekir. Belirlediğimiz ifadeyi söyleyip geçip gitmek daha uygundur. Bu ifadeleri belirleyebilmek için önceden not almak gerekir. Yoksa yanlış öğrenciye yanlış bir şey söyleyerek olumsuz bir şey yapabiliriz. Çok sayıda öğrencimiz ve sınıfımız olsa da her hafta sınıftan farklı öğrencileri belirleyip bunları not alabiliriz.
  2. Olumlu görüşleri daha çok ifade edin: İnsan doğasının gereği olumsuzlukları daha kolay fark ederiz. Olumsuz bulduğumuz davranışlarını belirttiğimizde öğrencilerimizin bu davranışları değiştireceklerini düşünürüz. Oysa sürekli olumsuz davranışlarını ifade ettiğimizde öğrenciler kendilerini yetersiz hissederler. Bizimde anlayışsız olduğumuzu düşünürler. Bu durumda olumsuz davranışlarının sonlanmayacağı açıktır. Olumsuz davranışı ifade etmek onu çözmeye yardım etmaz iken öğrencilerin olumlu davranışlarına odaklanmak ise onlarla ilişkilerimizi geliştirir. Öğrenciler olumlu bir davranış gösterdiğinde taktir edin.
  3. Olumlu beklentilerinizi paylaşın. Öğrenciler akademik ve sosyal yönden başarılı olacağına inan öğretmenleri sever ve güvenirler. Öğrencilerin yeteneklerini fark ettiğimizi onlara özelleştirilmiş dönütler vererek ifade edebiliriz. Örneğin bir kompozisyon görevinde kompozisyon çok iyi olmasa bile öğrencinin sözcük hazinesinin zenginliği, örgütlemesi ya da bulduğu başlıktaki ilginçlik bize fırsat tanır. Öğrenciye bunu açıkça ifade etmek, ileride bu özelliği sayesinde çok başarılı olacağını düşündüğümüzü belirtmek hem olumlu ilişki geliştirmede hem de onların duyuşsal özelliklerini olumlu yönde etkilemede yararlı olacaktır.
  4. Kontrolü paylaşın. Kimse sürekli yönetilmekten hoşlanmaz. Sürekli “şunu yapın” “bunu yapın” şeklinde komutlar yağdırdığımızda olumlu sonuç almamız olanaklı değildir. Gerçekten yönetebileceğimiz tek davranış kendi davranışımızdır. Öğrencilere seçenekler vermek en doğru yoldur. Ancak bu seçeneklerde uygun olmalıdır.
    1. Seçenekler akla uygun olmalıdır.  “Ya çalışır bitirirsin ya da teneffüse çıkamazsın” gibi bir ifadeyi kullanan öğretmen teneffüse çıkma yada çıkmamak gibi bir seçenek sunarak kontrolü paylaştığını idda edemez.
    2. Bütün seçenekler öğrencilerin seçmesi durumunda öğretmen tarafından da kbul edilebilir olmalıdır. “Ek çalışmayı ya  dersten sonra yaparız ya da hafta sonu” gibi bir seçeneklendirme öğtretmenin hafta sonu gelmeyi kabul ettiği durumda yapılabilir. Nasıl olsa onu seçmezler varsayımı ile seçenek sunulamaz.
    3. Seçenekler benzer vurguyla sunulmalıdır. Herhangi bir seçeneği tercih ettiğimizi vurgulayan ifadelerimiz aslında seçenek sunmadığımızı ortaya koyar. Ve hiç seçenek sunulmaması durumundan bile kötü etki yapar.

 

Oysa seçenek vermek öğrenciye “kontrol sende dolayısıyla sorumlulukta sende” ve “sen kendinle ilgili seçimleri yapmada yeterlisin” mesajlarını birlikte verir.

 

Etkili İletişim becerilerini kullanma

Etkili iletişim şüphesiz sınıf yönetiminin kalbidir. İletişim becerilerimizdeki eksiklikler hem sınıf yönetimimizi hem de öğrencilerle iletişimizi sınırlar. İletişim becerilerimizi kabaca iletme ve alma becerileri olarak ikiye ayırabiliriz.

İletme Becerileri: Kullandığımız dil, sesimizin tonu ve yaklaşımımız iletim becerilerini ifade eder.

  1. Sesimizin tonu duyulabilir yükseklikte olmalıdır. Gereğinden yüksek ses hem algılamayı zorlaştırır hem de içeriği öyle olmasa bile olumsuz ve kontrol edici bir hava yaratır.
  2. Kullandığımız sözcükler öğrencilerin kelime hazinesine uygun olmalıdır. Kimi durumlarda sözcüğü eş anlamlısıyla değiştirerek, söylediğimizi tekrar etmek gerekebilir.
  3. Yargılayıcı, olumsuz ön yargıları içeren ifadelerden kaçınılmalıdır “Kolaycısınız” “Öğrencilere bütün işler zor gelir. Ama…” gibi.
  4. Empatik olunmalı, kabul davranışı gösterilmelidir. “Zor olduğunun farkındayım.” “Bana da zor geliyordu. Ama..” gibi
  5. Konuşmalar açık uçlu sorularla desteklemeli, öğrencilerin anlatmak istenileni anlayıp anlamadıkları kontrol edilmelidir.

 

Alma becerileri:  Kısaca dinleme becerileri olarak ele alabiliriz. Dinlerken uygun şekilde davranmanın yanı sıra dinleme sırasında anlamı yakalama yönündeki çabalarımızı içerir.

  1. Göz iletişi kurarak, bedenimizi hafifçe konuşana eğerek dinlemeliyiz.
  2. Amacımız sonra söyleyeceklerimizi düşünmek, kendi yargılarımızı destekleyecek kanıtlar toplamak, ya daolumlu öğretmen davranışı sergilemek olduğunda aslında dinlemiyor yada yarı dinliyoruzdur.
  3. Etkin dinlemek sadece susmak ve kulak vermek demek değildir. Dinlememizi etkin hala getirmek için aşağıdaki yollar önerilir.
  4. a) Açımlama: Söyleneni kendi sözcüklerimizle ifade etmeliyiz. “Şunu mu söylemek istiyorsun?….” “Söylediklerinden anladığım…”
  5. b) Açıklık getirme: Bütünü anlayıncaya kadar soru sormak anlamına gelir. “Bu sonuca nasıl vardın?” “Daha farklı nasıl olabilirdi”
  6. c) Dönüt verme: Öğrencinin sözylediklerinin üzerimizdeki etkisini anlamasına yardım eden tepkilerimizdir. Geribildirim destekleyici ve dürüstçe olmalıdır. “Olayı farklı bir açıdan görmemi sağladın” gibi.

 

Öğrenciler arasındaki ilişkileri güçlendirme:

Sınıfta uygun iklimi oluşturmak öğrenci öğretmen ilişkilerinin ötesinde öğrenciler arasındaki ilişkilerinde geliştirilmesini gerektirir. Öğrenciler arasındaki ilişkiler onların okuldaki davranışlarını ve başarılarını etkiler. Öğretmenler öğrencilerinin kendi öğrenmelerinin ve arkadaşlarının öğrenmesinin sorumluluğunu taşımasını isterler. Böyle bir sorumluluğun oluşması öğrenciler arasında iyi ilişkiler gelişmesine bağlıdır. Bu amaçla öğretmenin yapabileceği bir dizi katkı vardır.

Bunların başında öğrencilerin biribirlerini daha iyi tanımalarına yönelik etkinlikler gelir. Öğrencilerden birbirleriyle görüşme yapmalarını ve bu görüşmeleri sınıfa sunmalarını istemek gibi etkinliklerin yanı sıra öğrencilerin çeşitli özelliklere uyan arkadaşlarını bulmalarına yönelik oyun etkinlikleri öğrencilerin bir birini daha iyi tanımasına yardımcı olabilir.

Sınıf içi etkinliklerde işbirlikli öğrenme gibi grup çalışmalarına başvurulması da öğrenciler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı olur. Yanı sıra öğrencilerin gereksinim duyduğu sosyal beceriler hem model olarak hem de becerinin doğrudan öğretimi yoluyla öğrencilere kazandırılmaya çalışılmalıdır. Bu amaçla rol oynama benzeri etkinliklerde düzenlenebilir.